ISSN 2149-2263 | E-ISSN 2149-2271 Home      
 
Volume : 14 Issue : 8
Current Issue Archive Popular Article Ahead of Print

   
Quick Search





 
Anatol J Cardiol: 14 (8)
Volume: 14  Issue: 8 - December 2014
Hide Abstracts | << Back
EDITORIAL
1.A new page to the Anatolian Journal of Cardiology
Bilgin Timuralp
PMID: 25549602  doi: 10.5152/akd.2014.20202020  Pages 667 - 668
Abstract | Full Text PDF

HOT TOPIC
2.How will 2014 European Society of Cardiology Congress influence our daily practice?
M. Birhan Yılmaz
PMID: 25549603  doi: 10.5152/akd.2014.0101010  Pages 669 - 673
European Cardiology Congress which was held in Barcelona in this year; was a meeting with striking results of the presented scientific studies. Herein, a brief overview of congress highlights is presented.

ORIGINAL INVESTIGATION
3.Anatomic characteristics of left atrium and openings of pulmonary veins
Z. Aslı Aktan İkiz, Hülya Üçerler, Tomris Özgür
PMID: 25188756  doi: 10.5152/akd.2014.4968  Pages 674 - 678
Amaç: Sol atriyum ve sol atriyal pulmoner ven anatomisi, atriyal fibrilasyonda ve kardiyak tümör cerrahisinde klinik öneme sahiptir. Bu yapıların detaylı anatomik bilgisi klinik değerlendirmelere kolaylık sağlayabilir. Çalışmanın amacı, normal popülasyonda sol atriyum boyutunu tayin etmek ve sol atriyuma açılan pulmoner ven deliklerinin anatomik özelliklerini saptamak idi. Yöntemler: Bu tanımlayıcı laboratuvar çalışmasında formalinle fikse edilmiş erişkin kadavralardan elde edilen 56 kalp kullanıldı. Sol atriuma açılan pulmoner ven deliklerinin sayısı kaydedildi. Ortak delik veya ek ven gibi, pulmoner ven deliklerine ait gözlenen farklı özellikler tarif edildi. Bulgular: Örneklerde sol atriyum tavanı düz (%75), konveks (%14,3) ya da konkav (%10,7) olarak saptandı. Örneklerin %8,9’unda tavanda cep şeklinde bir keselenme gözlendi. Sol atriyum çapı, sol atriyumun ön-arka çapı ve septum ile dış duvar arasındaki sol atriyum çapı ölçüldü. Işık kaynağı altında görülebilen ve sol aurikula açıklığı çevresinde lokalize olan ince alanlar gözlendi. Örneklerin %7,1’inde de septal bant mevcut idi. Pulmoner ven deliklerinin 5 paterni kaydedildi: Klasik form, unilateral birleşik delik, unilateral aksesuvar ven, bilateral aksesuvar ven ve kompleks tip sırasıyla 41 örnekte (%73,2), 10 örnekte (%17,9), 3 örnekte (%5,4), bir örnekte (%1,8) ve yine bir örnekte (%1,8) gözlendi. Sonuç: Bu çalışmadan elde edilen verilerin, sol atriyum ve sol atriyuma açılan pulmoner ven deliklerine ilişkin cerrahi yaklaşımlar ya da radyolojik incelemeler sırasında klinisyenler için bir rehber olmasını bekliyoruz.
Objective: Left atrium (LA) and left atrial pulmonary venous anatomy have clinical importance for atrial fibrillation (AF) and cardiac tumor surgery. A detailed anatomic knowledge of these structures may faciliate clinical evaluations. The aim of this study was to assess LA size and to demonstrate other anatomic features of LA with pulmonary vein openings in normal population. Methods: This descriptive laboratory study was performed in 56 hearts of adult formalin fixed cadavers. The number of pulmonary vein openings into LA was recorded. Different patterns of pulmonary vein openings were described such as common ostium and additional vein. Results: The roof of LA was determined as flat (75%), convex (14.3%) or concave (10.7%) in specimens. A roof pouch was present in 8.9% of specimens. The diameter of LA roof, the anteroposterior LA diameter and the LA diameter between septum and lateral wall were recorded. Thin areas on the atrial wall were observed in front of a light source around left atrial appendage orifice. Septal band was found in 7.1% of specimens.Five different patterns of pulmonary vein openings were recorded: The common arrangement, the unilateral common ostium, the unilateral additional vein, the additional vein on both side and the complex type were observed respectively in 41 specimens (73.2%), 10 specimens (17.9%), three specimens (5.4%), one specimen (1.8%) and one specimen (1.8%). Conclusion: It is expected that the data from present study will be a guide to the clinicians during the surgical approaches or radiologic examinations of LA and pulmonary vein openings into LA.

4.Ameliorative effects of aminoguanidine on rat aorta in Streptozotocin-induced diabetes and evaluation of ?-SMA expression
Hülya Elbe, Nigar Vardı, Doğan Orman, Elif Taşlıdere, Azibe Yıldız
PMID: 25188757  doi: 10.5152/akd.2014.5047  Pages 679 - 684
Amaç: Diyabet, mikro ve makrovaskuler komplikasyonlara neden olan kronik metabolik bir hastalıktır. Bu çalışmada streptozotocin ile oluşturulan deneysel diyabette aortada meydana gelen hasara karşı aminoguanidinin iyileştirici etkisi incelenmiştir. Yöntemler: Otuz iki adet erkek Sprague-Dawley sıçan 4 gruba ayrıldı. Kontrol, Aminoguanidin, Diyabet, Diyabet+Aminoguanidin. Deneysel diyabet 45 mg/kg tek doz STZ uygulaması ile oluşturuldu. Tedavi grubuna ise 1 g/L AMG içme suyuna eklenerek 10 hafta süresince verildi. Deney sonunda kan glukoz düzeyleri belirlenen sıçanların aort dokuları çıkartıldı. Rutin histolojik takiplerden sonra H-E, Orcein ve α-SMA boyamaları yapıldı. Kesitler ışık mikroskopik olarak incelendi. İstatistiksel analizlerde SPSS 13.0 programı kullanıldı. Bulgular: Diyabetik grubun kan glukoz düzeyi kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede artmıştı. Bu grupta tunika media tabakasında düzensiz elastik lifler ve α-SMA yoğunluğunda artış tespit edildi. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında tunika media kalınlığı (414,32±9,62 μm), anlamlı derecede artmıştı (p<0,001). Diğer yandan Aminoguanidinin tunika media kalınlığında istatistiksel olarak anlamlı derecede azalmaya neden olduğu görüldü (p<0,001). Sonuç: Çalışmamız, histolojik düzeyde aortta meydana gelen hasarlanmaya karşı aminoguanidinin tedavi edici etkisinin olabileceğini göstermektedir.
Objective: Diabetes mellitus is one of the chronic metabolic diseases which is characterized by microvascular and macrovascular complications. This study was designed to investigate the improving the effects of amnioguanidine on aortic damage in a streptozotocin (STZ) induced diabetic rat model. Methods: Thirty-two male Sprague-Dawley rats divided into four groups as follows: Control, Aminoguanidine, Diabetes, and Diabetes+Aminoguanidine. Experimental diabetes was induced by single dose STZ (45 mg/kg) intraperitoneally. After administration of STZ, the DM+AMG group began to receive AMG (1 g/L) was prepared by dissolving in tap water during 10 weeks. At the end of the study, blood glucose levels were determined and rats were sacrified by ketamine anesthesia. Following routine tissue process, aortas were embedded in paraffin. Histochemical (H-E and Orcein) and immunohistochemical α-smooth muscle actin (α-SMA) stains were applied and the sections examined by light microscope. Statistical analysis was carried out using the SPSS 13.0 statistical program. Results: The rats in diabetes group had significantly higher blood glucose levels than the rats of control. The main histological alterations were detected in tunica media such as extensive thickening (414.32±9.62 μm), irregular of elastic fibers and intensive α-SMA staining in diabetic rats. The thickness of tunica media was statistically increased in DM group, when compared with the control group (p<0.001). On the other hand, AMG prevented disorganization of elastic fibers and overexpression of α-SMA. The mean thickness of tunica media was decreased significantly in DM+AMG (319.16±6.53 μm) compared with the DM group (p<0.001). Conclusion: Our results demonstrate that AMG treatment may protect the impairment of aort structure at histological level.

5.Fixed-dose combination of losartan and hydrochlorothiazide significantly improves endothelial function in uncontrolled hypertension by low-dose amlodipine: A randomized study
Bonpei Takase, Masayoshi Nagata
PMID: 25341478  doi: 10.5152/akd.2014.5049  Pages 685 - 691
Anahtar kelimeler: flow-kaynaklı vazodilatasyon, nitrogliserin kaynaklı vazodilatasyon, anjiyotensin II reseptör blokeri, brakiyal arter, kan basıncı Amaç: Akım kaynaklı dilatasyon (AKD) ve nitrogliserin kaynaklı dilatasyon (NKD), brakiyal arterde endotel fonksiyonunu değerlendirmede (EFD) iyi bilinen göstergelerdir. Losartan ve düşük doz hidroklorotiyazid kombinasyonun [(H) (ARB-H); ARB, 50 mg ve H, 12,5 mg], kan basıncını düşürmedeki etkisi faydalıdır. Bu çalışmanın amacı, losartan ve düşük doz hidroklorotiyazid kombinasyonunun, EFD'yi artırıp artıramayacağını incelemektir. Yöntemler: Amlodipin kullanımına (günlük 2,5 mg) rağmen, kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda, ARB-H’nin EFD üzerine etkisini araştırmak için, açık-işaretli yöntemi kullanılarak randomize-kontrollü çalışma yaptık. Alınan 42 hastaya, kontrol (KNTRL) grubu ya da ARB-H kombinasyon grubunda olsun, her ikisine de tedavi süresi boyunca her gün 2,5 mg amlodipin verildi. Buna ek olarak, hem KNTRL (n=21, 69±7 yaşında) hem de ARB-H grubu (69±7 yaş, n=21) ek davranış modifikasyonu aldı. Önce ve 8 haftalık tedavi sonrasında, AKD ve NKD yeni AKD ekipmanı (UNEXEF18G) kullanarak, her iki grupta da ölçüldü. Bulgular: İki grup arasında bazal AKD farklı olmasına rağmen, AKD (3,95±%1,86, p<0,05 2,97±1,56) ARB-H grubunda arttı, buna karşılık KNTRL-grubunda anlamlı değişiklik olmadı (2,95±1,43 1,27±%3,11, NS). Her iki grupta, bazal ve tedavi sonrası karşılaştırıldığında, NKD'de önemli bir değişiklik görülmedi. Tedavide hiç komplikasyon gözlenmedi. Sonuç: Losartan ve hidroklorotiyazid sabit doz kombinasyonunun EFD'yi artırması, hipertansiyon hastalarında, bu kombinasyonun hem anti-hipertansif hem de anti-aterosklerotik etkisinin olabileceğini düşündürür.
Objective: Flow-mediated dilation (FMD) and nitroglycerin-mediated dilation (NMD) in the brachial artery are well-known indices for evaluating endothelial function (ECF). The blood pressure-lowering effects of the combination of losartan (ARB) and low-dose hydrochlorothiazide (H: ARB-H; ARB, 50 mg and H, 12.5 mg) are useful. The aim of the present study was to examine whether the combination of losartan and low-dose hydrochlorothiazide could improve ECF. Methods: To investigate the effect of ARB-H on ECF in patients with uncontrolled hypertension despite the use of amlodipine (2.5 mg daily), we performed a randomized controlled open-labeled study by using the envelope method and assigned 42 patients to either a control (CTRL) group or an ARB-H combination group, both of which received amlodipine 2.5 mg daily during the treatment period. In addition, both the CTRL (n=21, 69±7 years old) and ARB-H groups (n=21, 69±7 years old) received additional behavioral modification. Before and after 8 weeks of therapy, FMD and NMD were measured in both groups using novel FMD equipment (UNEXEF18G). Results: Although baseline FMD was not different between the two groups, post-therapy FMD increased in the ARB-H group (2.97±1.56 to 3.95±1.86%, p<0.05) but did not change significantly in the CTRL group (2.95±1.43 to 3.11±1.27%, NS). No significant change was seen in NMD when comparing baseline and post-therapy values in either group. No treatment complications were observed. Conclusion: A fixed-dose combination of losartan and hydrochlorothiazide enhances ECF, suggesting that this combination might have both anti-hypertensive and anti-atherosclerotic effects in patients with hypertension.

6.Reliability and validity of the Turkish form of the eight-item Morisky medication adherence scale in hypertensive patients
Rabia Hacıhasanoğlu Aşılar, Sebahat Gözüm, Cantürk Çapık, Donald E. Morisky
PMID: 25188758  doi: 10.5152/akd.2014.4982  Pages 692 - 700
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sekiz maddeli Morisky İlaca Uyum Ölçeğinin Türkçe formunun güvenirlilik ve geçerliliğini değerlendirmektir. Yöntemler: Çalışma metodolojik türde yürütülmüştür. Araştırmaya Türkiye’nin üç ayrı bölgesindeki aile sağlığı merkezlerine başvuran 196 hipertansiyon hastası dâhil edilmiştir. Veriler Şubat-Haziran 2012 tarihleri arasında toplandı. Psikometrik ölçümleri gerçekleştirmek için veri seti faktör analizi, Cronbach testi ve madde toplam korelasyonu açısından değerlendirilmiştir. İlaca uyum puanının etkilendiği değişkenleri belirlemek için lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Bulgular: Ölçeğe ait bütün maddelerin faktör yükleri 0,40’ın üzerindedir ve açıklanan varyans 42,4’tür. Türkçe form tek boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğe ait maddelerin Cronbach α kat sayısı 0,79’dur. Maddelere ait madde toplam korelâsyonları 0,30-0,62 arasında değişmektedir. İlaca uyum puanı gelirin düşük olmasından ve yaşanılan şehirden etkilenmektedir. Sonuç: Sekiz maddeli Morisky İlaca Uyum Ölçeğinin Türkçe versiyonu için geçerlik ve güvenirlik değerleri kabul edilebilir olarak saptanmıştır.
Objective: The aim of this study is to evaluate the reliability and validity of the Turkish version of the 8-item Morisky medication adherence scale. Methods: The study was conducted as a methodological design. The study included 196 patients with hypertension who applied to the Family Health Centers in three different regions of Turkey. Data were collected from February-June 2012. Methods used in the analysis included factor analysis, assessment of Cronbach’s α test and item-total correlation in order to perform psychometric measurements. Variables influencing scores of medication adherence were determined using logistic regression analysis. Results: Factor loadings of all items in the scale were above 0.40, and the variation explained was determined to be 42.4. The Turkish form consisted of a single domain. The Cronbach’s α coefficient of the items in the scale was 0.79. Item-total correlations of items in the scale were between 0. 30 and 0. 62. Scores of medication adherence were observed to be affected by low economic condition and city where said individuals reside. Conclusion: It was determined that levels of reliability and validity of Turkish version of 8-item Morisky medication adherence scale is acceptable.

7.Effects of antihypertensive treatment on cardiovascular autonomic control: a prospective study
Anton R. Kiselev, Vladimir I. Gridnev, Mikhail D. Prokhorov, Anatoly S. Karavaev, Olga M. Posnenkova, Vladimir I. Ponomarenko, Boris P. Bezruchko
PMID: 25188759  doi: 10.5152/akd.2014.5107  Pages 701 - 710
Amaç: Çalışmanın amacı fotopletismogram (FPG), kalp hızı değişkenliğinin (KHD) sayılarının dağılımı ve kalp hızındaki (KH) 0,1-Hz ritimlerin senkronizasyonunun kişisel şekilleri temelinde, arteryel hipertansiyonlu (AH) hastalarda antihipertansif tedavi (AT) altında kardiyovasküler sistemdeki (KVS) otonom disfonksiyonun kontrol dinamiklerine bir yaklaşım önermekti. Yöntemler: Sekiz hafta boyunca yaşları 47±8 olan 105 AH hastasında (66 kadın) çalıştık. Tilt testi sırasında KH ve FPG da 0,1-Hz ritimler arasındaki senkronizasyonun S indeksleri ve KHD spectral indeksleri anjiyotenin-dönüştürücü enzim inhibitörü (ADEİ) (fozinopril veya enopril) ve β.-blokerleri (atenolol veya metoprolol) ile AT’nin kontrolü üzerine etkileri mukayese edildi. Bulgular: KHD’deki düşük-frekans (DF) bandının gücü ve S indeksinin AH’li hastalarda otonom regülasyon durumunun başlangıçta değerlendirilmesi için kriter olarak kullanılabileceğini gösterdik.Vertikal vücut pozisyonundakilerde S>%25’li ve horizontal vücut pozisyonundakilerde DF>250 ms2’li hastalarda ADEİ tedavileri gerekir.Vertikal vücut pozisyonlu DF<350 ms2 ve S<%30 AH’li hastalarda β-bloker tedavi gerekir. Horizontal vücut pozisyonlu S>25% ve DF>250 ms2 olan AH’li hastalarda ADEİ ya da β-bloker tedavisi gerekmez. KHD spektrumunda DF bantında düşük gücü ve S indeksi düşük değerde olan hastalarda, her iki ilaç grubunda kullanılabilir. Sonuç: AT’nin kontrolü; KVS'deki otonom disfonksiyonunm kişisel tabloları dikkate alınarak AH’li hastalarda sürdürülebilir.
Objective: The aim of study was to propose an approach to the control of dynamics of autonomic dysfunction in cardiovascular system (CVS) under antihypertensive treatment (AT) in patients with arterial hypertension (AH), based on individual features of synchronization of 0.1-Hz rhythms in heart rate (HR) and photoplethysmogram (PPG) and spectral indices of heart rate variability (HRV). Methods: We designed prospective cohort diagnostic accuracy and studied 105 AH patients (66 females) aged 47±8 years during 8 weeks. The HRV spectral indices and the index S of synchronization between the 0.1-Hz rhythms in HR and PPG during a tilt test are compared in their ability to control the AT with angiotensin-converting enzyme inhibitors (ACE-Is) (fosinopril or enalapril) and β-blockers (atenolol or metoprolol). We apply Shapiro-Wilk, Mann-Whitney U and Wilcoxon tests. Results: It is shown that the power of low-frequency (LF) band in HRV spectrum and index S can be used as criteria for initial assessment of the status of autonomic regulation in AH patients. The patients with S<25% in vertical body’s position and LF>250 ms2 in horizontal body’s position require ACE-Is treatment. The AH patients with LF<350 ms2 and S<30% in vertical body’s position require β-blocker treatment. The AH patients with S>25% and LF>250 ms2 in horizontal body’s position do not require any ACE-Is or β-blocker treatment. Both drug groups can be used in patients with low values of index S and low power of LF band in HRV spectrum. Conclusion: The control of AT can be carried out in AH patients taking into account the individual features of autonomic dysfunction in CVS. Sensitivity and specificity of our approach were 65% and 73%, respectively.

8.Home blood pressure is the predictor of subclinical target organ damage like ambulatory blood pressure monitoring in untreated hypertensive patients
Ae-Young Her, Yong Hoon Kim, Se-Joong Rim, Jong-Youn Kim, Eui-Young Choi, Pil-Ki Min, Byoung-Kwon Lee, Bum-Kee Hong, Hyuck Moon Kwon
PMID: 25188760  doi: 10.5152/akd.2014.5119  Pages 711 - 718
Amaç: Evde kan basıncı (EKB) ölçümleri, klinik pratikte ofis kan basıncı (OKB) ölçümleri için önemli bir yardımcı olarak bilinir.Ama EKB ve subklinik hedef organ hasarı (HOH) arasındaki ilişki, sol ventrikül hipertrofisi (SVH) dışında daha az bilinmektedir.Bu yüzden biz, tedavi edilmemiş hipertansif hastalarda subklinik HOH ile EKB ölçümlerinin arasındaki ilişkiyi araştırdık. Metod: Ambulatuvar kan basıncını (AKB), EKB ve OKB'yi 93 tedavi edilmemiş hipertansif hastada ölçtük (erkek 60 ve kadın 33, ortalama 49±13 yaş). AKB 24 saat süre ile kaydedildi, EKB bir hafta boyunca ölçüldü ve OKB en az iki ziyaretle ölçülmüştür. Tüm kan basıncı (KB) ölçümleri otomatik KB ölçüm cihazı kullanılarak yapılmıştır. Subklinik HOH gösteren parametreler; transtorasik ekokardiyografi ile sol ventrikül kitle indeksi (SVKİ), üriner albumin atılım hızı (AAH), brakiyal-ayak bileği nabız-dalga hızı (NDH) ve karotis intima-media kalınlığıydı (İMK). Bulgular: SVKİ, sistolik OKB ve 24 saat sistolik AKB ile paraleldi, fakat OKB ile paralel değildi. AAH, nabız dalga hızı ve İMK de sistolik EKB ve 24 saat sistolik AKB ile belirgin korelasyon gösteriyordu. İkili lojistik regresyon analizinde; 24 saat sistolik ve diyastolik ABP ve sistolik EKB SVKİ, AAH ve NDH için öngördürücü idi (p<0,05). Sonuç: Verilerimiz subklinik HOH ile ilişki açısından EKB’nin AKB monitorizasyonu kadar iyi ve OKB ölçümünden üstün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, EKB ölçümlerinin ABP izlenmesine ek olarak, hipertansif hastalarda, subklinik HOH konusunda değerli bilgiler verir.
Objective: Home blood pressure (HBP) measurements are known as an important adjunct to office blood pressure (OBP) measurements in clinical practice. But little is known about the relationship between HBP and subclinical target organ damage (TOD) other than left ventricular hypertrophy (LVH). So we investigated the relationship of HBP measurements with subclinical TOD in untreated hypertensive patients. Methods: We measured ambulatory blood pressure (ABP), HBP and OBP of 93 untreated hypertensive patients (men: 60 and women: 33, mean age, 49±13 years). The ABP was recorded for 24 hours, HBP was measured for one week, and OBP was measured at least in two visits. All BP measurements were taken using automatic BP measuring device. The parameters indicating subclinical TOD were the left-ventricular mass index (LVMI) by transthoracic echocardiography, urinary albumin excretion rate (AER), brachial ankle pulse-wave velocity (PWV), and carotid intima-media thickness (IMT). Results: The LVMI was significantly correlated with systolic HBP and 24 hours systolic ABP, but not with OBP. The AER, PWV and IMT were also significantly correlated with systolic HBP and 24 hours systolic ABP. In a binary logistic regression analysis, systolic HBP, 24 hours systolic and diastolic ABP were the predictors of LVMI, AER and PWV (all p<0.05). Conclusion: Our data suggest that HBP is as good as ABP monitoring and superior to OBP measurements in regard to their association with subclinical TOD. Therefore, HBP measurements give valuable information on the subclinical TOD in hypertensive patients in addition to ABP monitoring.

9.The left atrial phasic functions and the relationship with plasma N-terminal pro-B-type natriuretic peptide levels and symptomatic states in patients with hypertrophic cardiomyopathy
Kamil Tülüce, Selcen Yakar Tülüce, Oğuz Yavuzgil, Elnur İsayev, Murat Bilgin, Filiz Akyıldız Akçay, Sanem Nalbantgil, Filiz Özerkan
PMID: 25188761  doi: 10.5152/akd.2014.5101  Pages 719 - 727
Amaç: Çalışmamızda hipertrofik kardiyomiyopatili (HKM) hastalarda sol atriyum (SA) fazik fonksiyonları ile N-terminal pro-B-tip natriüretik peptit (NT-proBNP) düzeyleri ve semptomatik durum arasındaki ilişkiyi araştırdık. Yöntemler: Ekokardiyografi ile 75 HKM’li hasta ve 75 kontrol olgusunda SA hacimleri sistol sonunda (Vmaks), diyastol sonunda ve atriyum kasılması öncesinde hesaplandı. Sol atriyum ejeksiyon fraksiyonu (SAEF) ve genişleme indeksi (SAGİ), aktif boşaltılan hacim (SAABH) ve fraksiyonu (SAABFr), pasif boşaltılan hacim (SAPBH) ve fraksiyonu (SAPBFr) hesaplandı. Olguların NT-proBNP düzeyleri ölçüldü. Bulgular: HKM grubunda SAABH, Vmaks ile bir noktaya kadar ilişkili bulunurken (r=0,343, p=0,003) daha yüksek SA hacimlerinde platoya eriştiği görüldü. SAABFr, asemptomatik hastalarda ve kontrollerde benzer olan tek değişken olarak saptanırken semptomatik hastalarda anlamlı olarak azalmış bulundu (p<0,05). HKM’li olgularda NT-proBNP, SAEF (r=-0,32, p=0,005), SAGİ (r=-0,387, p=0,001) ve SAABFr (r=-0,25, p=0,035) ile ilişkili, SAPBFr ile ilişkisiz bulundu (p=0,4). ROC analizine göre NT-proBNP’nin 1415 pg/mL sınır değeri azalmış SAEF’sini %87 özgüllük ve %59 duyarlılık [eğri altında kalan alan (AUC)=0,77 (%95 CI: 0,65-0,89), p=0,004] ile, 1320 pg/mL sınır değeri bozulmuş SAABFr’sini %76 özgüllük ve %67 duyarlılık [AUC=0,79 (%95 CI: 0,68-0,91), p=0,02], 820 pg/mL sınır değeri bozulmuş SAGİ’yi %81 özgüllük ve %67 duyarlılık [AUC=0,78 (%95 CI: 0,66-0.9), p<0,001] ile öngördürmüştür. Sonuç: HKM’li olgularda SA fazik fonksiyonlarının Frank-Starling mekanizması doğrultusunda seyretmesi ikincil bir atriyal miyopati gelişimine işaret etmektedir. SA pompa fonksiyonunun bozulması semptomların ortaya çıkışı ile ilişkili gözükmekte ve HKM populasyonunda NT-proBNP düzeyleri SA rezervuar ve pompa fonksiyonunun bozulduğunu öngördürmektedir.
Objective: We aimed to evaluate left atrium (LA) phasic functions and relation with N-terminal pro-B- type natriuretic peptide (NT-proBNP) levels and symptomatic states of the patients with hypertrophic cardiomyopathy (HCM). Methods: Left atrial volume was calculated at end-systole (Vmax), end-diastole and pre-atrial contraction by echocardiography in 75 patients with HCM and 75 control subjects. Left atrial ejection fraction (LAEF), expansion index (LAEI), active emptying volume index (LAAEVI) and fraction (LAAEFr), passive emptying volume index (LAPEVI) and fraction (LAPEFr) were calculated. NT-proBNP levels were measured. Results: Left atrial active emptying volume (LAAEV) positively correlated with Vmax (r=0.343, p=0.003) up to a point, but then reached a plateau with larger LA volumes in HCM group. The LAAEFr was the only variable which was similiar between asymptomatic patients and controls, but was significantly decreased in symptomatic patients (p<0.05). NT-proBNP was correlated with LAEF (r=-0.32, p=0.005), LAEI (r=-0387, p=0.001), and LAAEFr (r=-0.25, p=0.035) but not related with LAPEFr (p=0.4). In receiver operating characteristic curve analysis an NT-proBNP cut-off value of 1415 pg/mL identified reduced LAEF with 87% specificity and 59% sensitivity [AUC=0.77 (95% CI: 0.65-0.89), p=0.004], a cut-off value of 820 pg/mL predicted impaired LAEI with 81% specificity ve 67% sensitivity [AUC=0.78 (95% CI: 0.66-0.9), p<0.001]; while a cut-off value of 1320 pg/mL predicted impaired LAAEFr with 76% specificity and 67% sensitivity [AUC=0.79 (95% CI: 0.68-0.91), p=0.02]. Conclusion: In HCM, LA phasic functions alter according to the Frank-Starling mechanism indicating occurrence of a secondary atrial myopathy. Impairment of LA booster pump function seems to be associated with appearance of symptoms and NT-proBNP levels predict the deterioration of LA reservoir and pump functions in HCM population.

10.Association between admission mean platelet volume and ST segment resolution after thrombolytic therapy for acute myocardial infarction
Özgür Kırbaş, Özge Kurmuş, Cemal Köseoğlu, Bilge Duran Karaduman, Ayşe Saatçi Yaşar, Recai Alemdar, Sina Ali, Mehmet Bilge
PMID: 25188762  doi: 10.5152/akd.2014.5078  Pages 728 - 732
Amaç: Trombosit aktivasyonunun göstergelerinden biri olan ortalama trombosit hacmi, primer anjiyoplasti veya trombolitik ajanlarla tedavi edilen ST yükselmeli miyokart enfarktüsü hastalarında yetersiz anjiyografik reperfüzyon ile ilişkili bulunmuştur. Fakat ortalama trombosit hacminin hem epikardiyal hem de doku seviyesindeki reperfüzyonun belirteci olan ST-segment rezolüsyonu ile olan ilişkisini inceleyen veriler sınırlıdır. Biz bu çalışmada, trombolitik ajanlarla tedavi edilen ST yükselmeli miyokart enfarktüsü hastalarında başvuru sırasındaki ortalama trombosit hacminin ST-segment rezolüsyonu ile ilişkili olup olmadığını araştırmayı amaçladık. Yöntemler: Göğüs ağrısının ilk oniki saati içinde başvuran, ilk defa ST yükselmeli miyokart enfarktüsü tanısı alan ve trombolitik tedavi verilen 232 hasta retrospektif olarak incelendi. ST segment rezolüsyonu başvuru ve 90. dakika elektrokardiyografileri baz alınarak hesaplandı. Hastalar ST-segment rezolüsyonlarına göre %50’den az veya %50 ve daha fazla olmak üzere iki gruba ayrıldı. İki grup arasında başvusu sırasındaki ortalama trombosit hacimleri karşılaştırıldı. Bulgular: Trombolitik tedavi sonrası ST-segment rezolüsyonun %50’den az saptandığı grupta ortalama trombosit hacmi daha yüksek bulundu (9,9±1,3 fl- 8,5±1,1 fl p<0,001). ROC analizinde ortalama trombosit hacminin yetersiz ST segment rezolüsyonunu öngörmedeki kesim değeri %66,7 duyarlılık ve %77,9 özgüllük ile 9,3 fL bulundu. Hastane içi ölüm oranı, ST-segment rezolüsyonu %50’den az olan grupta daha fazla bulundu (p=0,002). Sonuç: Trombolitik ajanlarla tedavi edilen ST yükselmeli miyokart enfarktüsü hastalarında başvuru sırasındaki yüksek ortalama trombosit hacmi yetersiz ST-segment rezolüsyonu ile ilişkilidir.
Objective: Mean platelet volume (MPV), one of the indices of platelet reactivity has been shown to be related to impaired angiographic reperfusion in ST-segment elevation myocardial infarction (STEMI) patients treated with primary angioplasty or thrombolytics. However data regarding MPV and its association with ST-segment resolution; an indicator of epicardial and tissue level reperfusion in the setting of STEMI are limited. In this study, we aimed to investigate whether MPV on admission is associated with ST-segment resolution in STEMI patients treated with thrombolytics. Methods: We retrospectively evaluated 232 consecutive patients with a diagnosis of first STEMI who were administered thrombolytic therapy within 12 hours of onset of chest pain. ST segment resolution based on baseline and 90 minute electrocardiographies were measured. Patients were grouped into two as with <50% and ≥50% ST-segment resolution. Admission MPV was measured and compared between two groups. Results: Admission MPV was higher in patients with <50% ST-segment resolution than patients with ≥50% ST-segment resolution (9.9±1.3 fL vs. 8.5±1.1 fL respectively, p<0.001). The receiver operating characteristic analysis yielded a cut-off value of 9.3 fL to predict ST-segment resolution, with sensivity and specifity being 66.7% and 77.9%, respectively. In-hospital mortality rate was high in patients with <50% ST -segment resolution (p=0.002). Conclusion: High MPV on admission in STEMI patients treated with thrombolytics is associated with impaired ST segment resolution.

EDITORIAL COMMENT
11.Mean platelet volume and impaired myocardial reperfusion: Risk factor or innocent bystander?
Óscar Fabregat-Andrés
PMID: 25341479  doi: 10.5152/akd.2014.13766124  Pages 733 - 734
Abstract | Full Text PDF

ORIGINAL INVESTIGATION
12.Mid-term assessment of cardiac autonomic functions in children with transposition of the great arteries after arterial switch operation
Önder Doksöz, Taliha Öner, Barış Güven, Utku Karaarslan, Rahmi Özdemir, Yılmaz Yozgat, Timur Meşe, Vedide Tavlı, Faik Fevzi Okur, Emin Alp Alayunt
PMID: 25188763  doi: 10.5152/akd.2014.5124  Pages 735 - 740
Amaç: Bozulmuş kalp hızı değişkenliği (KHD) cerrahi tamir uygulanmış konjenital kalp hastalığı olan çocuklarda yaşamı tehdit eden aritmiler ile ilişkilidir. Bu çalışmada, arteriyel düzeltme operasyonu uygulanmış çocuklarda KHD’nin değerlendirilerek, kardiyak otonom fonksiyonların dengesinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntemler: Bu gözlemsel kohort çalışmada, yenidoğan döneminde arteriyel düzeltme operasyonu uygulanmış 22 olgu (ortalama yaş: 59,5±38,7 ay, 18 erkek, 4 kız) ve 22 sağlıklı çocukta (ortalama yaş: 65,1±39,4 ay, 18 erkek, 4 kız) KHD analizi, 24 saatlik Holter elektrokardiyografi kayıtları kullanılarak incelendi. Normal dağılım için Kolmogorov-Smirnov testi sonrası uygun olduğunda Student’s t-test ve Mann-Whitney U test, kategorik veriler için ise ki-kare kullanıldı. Bulgular: Hasta grubunda, 24 saatlik HRV analizinde SDANN ve VLF yüksekliğinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı. Gündüz SDNN, rMSSD, pNN50, TP ve VLF değerleri kontrol grubundaki gündüz değerlerinden anlamlı olarak daha yüksekti. Hasta grubunda gündüz LF/HF oranının geceye göre daha yüksek olması istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Hasta grubunda gündüz rMSSD, pNN50, TP, LF ve HF değerlerinin geceye göre daha düşük olması istatistiksel olarak anlamlı saptandı. Sonuç: Arteryel düzeltme operasyonu uygulanmış çocuklarda zaman ve frekans KHD parametrelerinin değerlerinde orta dönem izlemde düşme olmamıştır. Hasta grubunda vagal tonusu yansıtan tüm KHD parametrelerinde artış olmuştur. Bu bulgular arteryel düzeltme operasyonu uygulanmış hastalarda vagal tonusun sempatik tonusa göre daha baskın olduğunu düşündürmektedir.
Objective: It has been documented that impaired heart rate variability (HRV) is related to life threatening arrhythmias in children with surgically repaired congenital heart disease. We aimed to analyze the balance of the cardiac autonomic functions by assessing HRV in children with arterial switch operation (ASO). Methods: In this observational cohort study, HRV analysis using 24-h Holter electrocardiography recordings was examined in 22 patients (mean age: 59.5±38.7 months, 18 male, 4 female) who had undergone ASO during the newborn period and 22 healthy children (mean age: 65.1±39.4 months, 18 male, 4 female). After Kolmogorov-Smirnov testing for normality, Student t-test and Mann-Whitney U test were used when appropriate. Chi-square was used for categorical data. Results: In 24-h HRV analysis showed that SDANN and VLF were significantly higher in patient group. Awake SDNN, rMSSD, pNN50, TP and VLF levels of patient group were significantly higher than those of control subjects. Awake LF/HF ratio in patient group was significantly higher than their counterpart in asleep group. In the patient group, awake rMSSD, pNN50, TP, LF and HF were significantly lower than their counterpart in the asleep group. Conclusion: Children with transposition of the great arteries (TGA) following ASO have not decreased levels of time and frequency HRV parameters in the mid-term follow-up period. All HRV parameters reflecting vagal tone were increased in the patient group. It is suggested that vagal tone is more predominant than sympathetic tone for children with ASO.

REVIEW
13.Noninvasive cardiac imaging for the diagnosis of coronary artery disease in women
Uğur Canpolat, Necla Özer
PMID: 25341480  doi: 10.5152/akd.2014.5406  Pages 741 - 746
Kardiovasküler hastalıklar dünya çapında her iki cinste de morbidite ve mortalitenin en başta gelen nedenidir. Yüksek doğruluk ve güvenliği olan uygun tanısal testler koroner arter hastalığının (KAH) tanısı ve tedavisi arasındaki önemli bağlantıyı sağlamaktadır. Bununla birlikte, KAH riski altındaki kadınlar erkeklere göre daha az sıklıkta uygun tanısal testlere yönlendirilmektedir. Kadınlarda bu amaç için birçok noninvaziv tanısal yöntem (egzersiz/stres elektrokardiyogram, ekokardiyografi, nükleer görüntüleme, manyetik rezonans görüntüleme ve koroner bilgisayarlı tomografi) bulunmaktadır. Bu derlemede, KAH şüphesi bulunan kadınların değerlendirilmesinde kullanılan geleneksel ve modern noninvaziv tanısal testlerin rolüne ilişkin güncel veriler gösterilecektir.
Cardiovascular diseases are the foremost cause of morbidity and mortality for both genders worldwide. Appropriate diagnostic tests with increased accuracy and safety provide the decisive relationship between diagnosis and treatment of coronary artery disease (CAD). However, it has been known that women at risk for occurrence of CAD are less often conducted for the proper diagnostic tests compared to men. Many noninvasive diagnostic modalities (exercise/stress electrocardiogram, echocardiography, nuclear imaging, magnetic resonance imaging and coronary computerized tomography) are available for this purpose in the women. In this review, we present the current data on the role of both conventional and modern noninvasive diagnostic tests in the assessment of women with CAD suspicion.

CASE REPORT
14.Unexpected retraction of an implanted coronary stent
Burak Ayça, Ertuğrul Okuyan, İrfan Şahin, Süleyman Yıldız, Hakan Dinçkal
PMID: 25341481  doi: 10.5152/akd.2014.5609  Pages 747 - 748
Abstract | Full Text PDF

15.A clinical dilemma about a new oral anticoagulant treatment
Cihan Altın, Övgü Anıl Öztürkeri, Esin Gezmiş, Haldun Müderrisoğlu
PMID: 25341482  doi: 10.5152/akd.2014.5652  Pages 748 - 749
Abstract | Full Text PDF

16.An extremely rare complication associated with primary varicella zoster virus infection: Cardiac tamponade
Meki Bilici, Murat Muhtar Yılmazer, Fikri Demir, Ahmet Çalışkan, Fatma Bozkurt, Abdülmenap Güzel, Sertaç Hanedan Onan
PMID: 25341483  doi: 10.5152/akd.2014.5621  Pages 750 - 751
Abstract | Full Text PDF

DIAGNOSTIC PUZZLE
17.Multivessel disease in a patient taken to the catheter laboratory with acute myocardial infarction and cardiogenic shock
Kamil Gülşen, Levent Cerit, Barçın Özcem, Cenk Conkbayır, Barış Ökçün
PMID: 25341488  doi: 10.5152/akd.2014.5659  Page 752
Abstract | Full Text PDF

LETTER TO THE EDITOR
18.Importance of coronary steal syndrome in the assessment of internal thoracic artery flow
Orhan Gökalp, Yüksel Beşir, Börtecin Eygi, Ali Gürbüz
PMID: 25341484  doi: 10.5152/akd.2014.5687  Page 753
Abstract | Full Text PDF

19.Diagnostic accuracy of Doppler ultrasonography for assessment of internal thoracic artery graft patency
Beuy Joob, Viroj Wiwanitkit
PMID: 25341485  doi: 10.5152/akd.2014.5742  Pages 753 - 754
Abstract | Full Text PDF

20.Heart rate variability and Ramadan fasting
Kenan Erdem
PMID: 25341486  doi: 10.5152/akd.2014.5744  Pages 754 - 755
Abstract | Full Text PDF

DIAGNOSTIC PUZZLE - ANSWER
21.Multivessel disease in a patient taken to the catheter laboratory with acute myocardial infarction and cardiogenic shock
Kamil Gülşen, Levent Cerit, Barçın Özcem, Cenk Conkbayır, Barış Ökçün
PMID: 25341488  doi: 10.5152/akd.2014.5659  Page 756
Abstract | Full Text PDF

AUTHOR INDEX
22.Author Index

Pages 757 - 761
Abstract | Full Text PDF

SUBJECT INDEX
23.Subject Index

Pages 762 - 763
Abstract | Full Text PDF

REFEREE INDEX
24.Elite Reviewer Index

Pages 764 - 765
Abstract | Full Text PDF

E-PAGE ORIGINAL IMAGES
25.Mechanical prosthetic aortic valve dehiscence presenting as sudden cardiac death due to extrinsic compression of the left main coronary artery
Erkan Köklü, Şakir Arslan, İsa Öner Yüksel, Nermin Bayar, Çağın Mustafa Üreyen
PMID: 25341487  doi: 10.5152/akd.2014.5734  Page E21
Abstract | Full Text PDF



 
 
KARE Publishing | Copyright © 2018 Turkish Society of Cardiology